Dolar 32,5004
Euro 34,6901
Altın 2.496,45
BİST 9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Az Bulutlu
İstanbul
19°C
Az Bulutlu
Paz 20°C
Pts 22°C
Sal 24°C
Çar 21°C

ÇALIŞANLARIN AİDİYET DUYGUSU NEDEN ÖLDÜ ?

24 Şubat 1981 Yılında İstanbul'da doğdu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Girişimcilik ve proje yönetimini derece ile bitirdi. okurken UND öğrenci çalışma grubu ile "Ankara Öğrenci Zirvesi"nde aktif olarak görev yaptı ve organizasyonunda konuşmacı olarak katıldı Araştırmayı ve sorgulamayı seven bir yapısı olan Ergenecoşar Metsan Lojistik bünyesinde Pazarlama ve Kalite Yönetmeni olarak iş yaşamına başladı. BLMYO Mezunlar derneği Kurucu üyeliğinin yanında Utikad Genç forwarder çalışma grubu, Utikad Gümrük ve Antrepo çalışma grubu ve Utikad Denizyolu çalışma grubunda aktif görev almaktadır.
03 Şubat 2023 14:12 | Son Güncellenme: 03 Şubat 2023 14:13

Ekonomik krizin ayyuka çıktığı bu dönemde büyük şirketlerin toplu personel çıkarmaları ve bunu yaparken insanların işe giriş yapacağı sırada kartlarının çalışmamasıyla işsiz kaldıklarını anlamaları artık patron şirketlerinin çalışanlar ile empati kuramadığının en belirgin özelliği değil midir?

Şirketiniz ne kadar büyük ve global bir şirket ise tabi ki çalışanlarınızı birebir tanıma şansınız o kadar azdır. Kimin çocuğu okuyor, kim kirada kalıyor, kim yeni evli veya çocuk bekliyor. Bunları bilmeniz mümkün değildir.

Ama çalışan ile empati kurmak sadece bu bilgileri bilmek anlamına gelmemektedir. Çalışanların çalışma ortamı, ast/üst ilişkileri, iç çatışmalar, şirket içi terfi planlamaları, şirket içi eğitimler ve finansal özgürlük durumlarını en iyi şekilde planlayabilmekte bir empati yöntemi olabilir. Empati kurmak sadece çalışanları ismiyle hitap etmek onlarla öğlen yemeğinde ekmeği bölüşmek değildir.

Çalışanları ile öğle yemeğini yemekhanede yiyen bir patron ile yemeğini lüks bir restoranda yiyen arasında ki fark çalışanlarına verdikleri değerdir. Çalışanın firmaya aidiyet duygusu ile bağlı olması önemlidir. Nedir bu aidiyet duygusu, çalışanın firma çıkarlarını gözeterek kendinden bir şeyler katarak çalışması denebilir basit anlatımla. Aidiyet duygusu olan bir çalışan üretkenliği de artırmaktadır. Çalışanın kafasında bir mesai kavramı olmaz ve “ne kadar ekmek o kadar köfte” anlayışı onun için gerekli bir söz değildir.

Para odaklı patronlar, şirket içi çalışan sirkülasyonunu çok önemsemezler. Onlar için çalışacak çok kişi olduğunu düşünürler. Bu yanlış bir stratejidir. Çünkü çalışanların işten ayrılması işi bilen, şirketi tanıyan kalifiye birinin gitmesi ve onun yerine daha az maaşla çalışan birinin işe alınması şirkete ilk etapta cebinden daha az para çıkmasını sağlayabilir. Ama yeni personelin eğitilmesi, şirkete adapte olması, işi öğrenmesi ve müşteri tanıması zaman kaybı açısından şirkete uzun dönemde para kaybettirecektir. Az maaşla başlayan personelin daha yüksek bir maaş teklifine hayır demeyeceği göz önüne alındığında ise bu döngü uzun dönemde daha fazla maliyet demektir. Şirket içi işten çıkan personel sirkülasyonu da yeni işe girecek personelde handikap yaratarak o iş yerinde çalışmamasını veya çalışmaya başladıktan sonra yeni iş yeri aramayı bırakmamasına sebep olacaktır.

Şirketlerde çalışan kişilerin başka iş teklifleri aldığında yöneticilerin aynı şartları bizde veririz. Neden gidiyorsun ki gibi bir cevap vermeleri de şirket yöneticilerinin ne kadar empatiden uzakta olduğunu anlamaya yeterli bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Devletin koymuş olduğu alt berem olan asgari ücretin altında personeli çalıştırmak için farklı yöntemler geliştirmeye çalışan, personele maaşı asgari ücret verirsem yan haklarını (yemek-yol-sağlık sigortası gibi) vermem diyen bir iş verenin yanında o personel ne kadar aidiyet ile çalışabilir ki. Hatta yapılması gereken zammı bile devletin belirlediği rakamın altında maaş veren işletmeci neye güvenerek çalışanına beni istersen mahkemeye verebilirsin diye söylemlerde ithamlarda bulunabilir.

İş yerlerinde yaşanan bu tarz sıkıntıların ardında yatan asıl neden iş verenlerin bu ekonomik buhranda kendilerine bir çıkış yolu bulma çabalarımı yoksa çalışanların yerine işsizlik ordusu üzerinden kendilerine yeni çalışanları kolayca bulabileceklerini düşünmeleri mi bilmiyorum. Ama çalışanları ile empati kuramayan ve aidiyet kavramını benimsemeyen bir çalışanla çalışmak sadece mesai saatlerinde verilen işi yapan bir robottan farksız olacaktır ve bu siste önünü göremeyen bir teknenin dümencisinin mesaim bitti diyerek kamarasına gitmesi ile teknenin dalgalar ile yön bularak ilerlemesine sebep olacak ve o sislerin içinde tekneyi bekleyen sinsi kayaları görecek bir dümenci olmayacağından kayalara çarpmak kaçınılmaz olacaktır.

REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR