SON DAKİKA

Bizim de Dünya markamız olur mu?

Bu haber 27 Haziran 2013 - 11:05 'de eklendi ve 342 views kez görüntülendi.

Abdurrahman ÇINAR

Stratejik yönetim ve planlama bizim dokumuza uzak mı ? Yazıma başlarken soru işaretleri ile başlamak. Son dönemde global pazarda yaşadığımız yerli marka eksikliği; avantajlarını görüp global pazarlarda dez avantajlarını yaşamak o eksikliği görmek “ Pazarlamanın kurucu babası sayılan Philip Kotler’in “On Ölümcül Pazarlama Günahı” isimli kitabını Türk iş dünyasına uyarladığımızda önümüze çıkan soruları sizlerle paylaşmak istedim.

Türk iş dünyasında operasyonel yönetim ve operasyonel süreçlere odaklanmış bir iş yapma tarzı vardır.   Genel söylemin aksine Türk iş dünyası risk almaktan korkar. Çünkü bu riski minimize edecek bir yönetimsel donanımdan yoksundur. Marka inşası bir yerde risk almaktır. Markanın tutmama ihtimali her zaman vardır. Ancak marka inşa süreçlerini çok iyi bilirseniz ve bu konuda kazanılmış deneyimleriniz varsa bu riski alabilirsiniz. Türk iş dünyası bu konuları bilmez ve deneyim sahibi değildir.

   Türk iş dünyası pazarlama bilgisi ve kültürü konusunda dünya ortalamasının çok altındadır. Binlerce işletmenin olduğu bu ülkede en iyi pazarlama kitapları bile birkaç bin adet basılır. Pazarlama ve marka eğitimleri katılımcı yetersizliğinden iptal edilir.

   Türk şirketleri benim “pazarlama yetmezliği” adını verdiğim bir hastalıktan muzdariptir. Özellikle patronlar tarafı pazarlama konusuna ilgisizdirler. Sadece operasyonel , kısa vadeli süreçlere odaklanırlar. Stratejik pazarlamayı, çağdaş pazarlama ve marka tekniklerini bilenler azınlıktadır.

   Türk şirketlerinde yönetim kademeleri pazarlama bilgisi, donanımı ve deneyimleri ile değil kişisel becerileri ve yetkinlikleri ile iş yaparlar. Pazarlama bilgisi ve deneyimi yüksek yöneticiler zaten buna önem veren şirketlerin bünyesinde yer alırlar. Özellikle yerli şirketlerimizde çağdaş pazarlamayı bilen üst ve orta düzey yönetici sayısı çok azdır.

  Deneyim ve bilginin karşılığını vermez. Çalışanlarını motive edemez. Bu nedenle sıra dışı fikirler ve işler çıkmaz.

   Türk iş dünyası garanticidir. Daha önce denenmiş, sonucu garanti işleri tercih eder. Yeni ürün ve yeni iş fikirlerine uzak durur.

   Türk iş dünyası rekabet etmeyi bilmez. Rakipleri ile nasıl rekabet edeceği konusunda hiçbir fikri yoktur? Hangi Pazar koşullarında nasıl bir rekabet stratejisi izleneceğini bilen sayısı gerçekten çok azdır.

   Amerikalı iş adamları gurulara (gerekli-gereksiz) günlük 5000 $ öderken Türk iş dünyası satış ekibi için 1000TL eğitim bütçesini çok görür. Bu nedenle Amerika’da bir guru enflasyonu varken ülkemizde eğitimciler işsizdir.

   Sanayi ülkesi olmamıza rağmen Türk iş dünyası hala tüccar zihniyetini aşamamıştır. İşi sadece alma-satma olarak görür. İş planı hala pilava giderken evdeki bulgurdan olmayalımdır.

   Türk iş dünyası ucuz, tecrübesiz ve işi daha keşfetme aşamasında olan insan kaynağını deneyimli , bilgili,işini değişik boyutlarda tecrübe ederek pişmiş insan kaynağına tercih eder.

Bugün “Google” varsa Sun Microsystems’ın CEO’sunun Larry Page ve Sergey Brin’e yazdığı 100.000$ lık çek (şirketin ilk sermayesi) sayesinde vardır. Ve google bugün bir dünya markası. Sizce benzeri bir örnek ülkemizden çıkar mı?

    Bu topraklardan dünya markası çıkarılacaksa eğer ortalama her şirkette çağdaş pazarlama ve marka tekniklerine hakim ve deneyimli bir orta ve üst düzey yönetici kuşağının olması şarttır. Pazarlama yetmezliği devam ettiği sürece dünya markaları çıkaramayız.

Abdurrahman Çınar
Abdurrahman Çınara.cinar@ekonomiajandasi.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
kadıköy escort